Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN(İSTANBUL) - Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Davası'nda yaptığı savunmasının ikinci gününü de tamamladı, beyanlarına yarın devam edecek. İmamoğlu, "Bu dosyada rüşvet diye anlatılan şey kentin kazanımı; kişisel menfaat yok, kamu yararı var. Ekrem yapınca haram, adı irtikap; başkası yapınca helal.
Özeti bu" dedi. Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası'nın 99. günü, İstanbul 33.
Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülüyor.İmamoğlu savunmasında, 2025'in başında Mehmet Şimşek'e gittiğini, "Şimşek'e, '585 milyon dolarlık geri ödememiz var, faiziyle birlikte 640 milyon dolara yaklaşıyor, refinansman için desteğinize ihtiyacımız olabilir' dedim. Üç gün sonra ret cevabı geldi.
Bize, 'Başınızın çaresine bakın' dediler. Biz de baktık, Allah'a şükür" diye konuştu.İddianamede yer alan "6 milyar 190 milyon lira için birebir bağlantı kurulamadığı"nın belirtildiğini, ancak ardından bu paranın zarara eklendiğini anlatan İmamoğlu, şunları kaydetti: "Bağlantı kuramadığınız bir parayı nasıl zarar hanesine yazarsınız?
53 milyar liralık bir suçlama için 'düşünülmektedir' denilerek iddia kurulamaz. Bu, 53 bin lira değil; 53 milyar lira! Aynı tutar, iddianamenin bir sayfasında 31,7 milyon lira, başka bir sayfasında ise 131,7 milyon lira olarak gösteriliyor.
Eylül 2024'te imzalanmış bir krediye ait para, 2023'te gelmiş gibi gösteriliyor. Yani para, sözleşme imzalanmadan bir yıl önce gelmiş oluyor. Örgüt finansmanı denilen bu şirketlerle bizim ne ilgimiz var?
Bu firmaların hiçbirini tanımıyorum. Firma, İBB'den olan alacağını tahsil ediyor. Kendi kalemlerini dahi doğru düzgün toplayamayan bir hesap üzerinden hakkımda yedi ayrı dolandırıcılık cezası isteniyor."İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, Türkiye'nin en itibarlı kamu kurumlarından biri olduğunu söyleyen İmamoğlu, şöyle devam etti: "Hiç temerrüde düşmemiş, borçlarını her zaman gününde ödemiştir.
Buna rağmen benim dönemimde, altı yıl boyunca kamu bankalarından aldığımız kredi miktarı kocaman bir sıfır! Sıfır! İller Bankası'ndan aldığımız para da sıfır!
Sıfır! Türkiye Cumhuriyeti tarihi böyle bir durum görmedi. Aynı kamu bankası olan VakıfBank, bir yandaş müteahhidin alacağı için dış kredi hesabımızdaki paranın haczedilmesine izin verdi.
Oysa dış kredi hesabımızdaki para haczedilemez. Bana ulaşan bilgiye göre, 'Yukarısı' talep etmiş. Davayı kazandık ama parayı alan gitti."PROJELERE
ÖZ KAYNAKLARIMIZLA
BAŞLADIK"Bu projelerin bedellerini 20 yılda ödememiz gerekirken, paralar 2023 ve 2024 yıllarında, yalnızca 10-11 ay içinde bütçemizden kesilerek alındı. Sözünü ettiğimiz tutar yaklaşık 30 milyar lira. Yani bugünün parasıyla neredeyse 600 milyon dolar!
Biz durmadık. Projelere öz kaynaklarımızla başladık, hakedişleri öz kaynaklarımızla ödedik. Kredi izni geldiğinde ise gelen parayı, daha önce harcadığımız öz kaynağın yerine koyduk.Çekmeköy-Sultanbeyli hattı, bir buçuk yıl süren izin sürecinde bir gün bile durmadı.
Kurumun parasını enflasyona karşı korumak amacıyla devlet tahvili almak bile suç sayılmış. Devletin kağıdına güvenmek, devlete karşı suç işlemek olarak değerlendirilmiş. Böyle bir rezalet görülmemiş.
Kullanılan kredi yaklaşık 2,9 milyar avro, harcanan para ise yaklaşık 3,1 milyar avro. Nokta! Yurt dışından aldığımız kredilerden daha fazlasını harcayarak 65,1 kilometrelik raylı sistem hattını hizmete açtık.
Beş yıl sonra Sayıştay tek bir bulguya dahi yer vermedi. Hazine görmedi, bankalar görmedi. Bu tabloyu suçlama konusu yapan ise mesleğinin ne olduğunu bilmediğim, ancak avukat olduğu kesin olan savcı oldu. Savcı yazdı.""AVUKAT
PARASI ÖDENDİ ÇATIR
ÇATIR"İmamoğlu, göreve geldiklerinde yalnızca maaş ödemeleri için 350 milyon liraya ihtiyaç duyulduğunu, kasada sadece 7 milyon lira bulunduğunu anlattı. Ekrem İmamoğlu, "Bunu bize yaşattılar. Kayıtlar ve evraklar orada.
Kime ödeme yaptıkları da belli. Sayın Cumhurbaşkanı'nın avukatları da dahil, bugünün parasıyla 3,5-4 milyon dolarlık, yaklaşık 2,5 milyon dolarlık avukat paraları da ödendi çatır çatır. 6-7 tane de avukat parası var.
Buna da dolandırıcılık diyorlar! Bu iddianameyi uluslararası bankalar okusa, İstanbul'u bölgenin finans merkezi yapma hayali unutulur. Bir kişiyi yarıştan çıkarmak için bu ülkenin itibarı bu kadar hoyratça, bu kadar acımasızca harcanmış" ifadelerini kullandı.İBB'yi Haziran 2019'da devraldıklarında, toplam uzunluğu 140 kilometreyi bulan 12 raylı sistem projesiyle karşılaştıklarını, bazılarının finansmanının planlanmadığını ifade eden İmamoğlu, şöyle konuştu: "Esenyurt-Mahmutbey metrosu ihale edilmişti ama projesi yoktu.
Evet, ihale edilmişti! Yaklaşık 30 kilometrelik bir metro hattından söz ediyoruz. İhale var, proje yok.
Hani biz ihalelerden dolayı yargılanıyoruz ya! Aynı gün öğleden önce beş metro projesinin, öğleden sonra da beş metro projesinin ihalesi yapılıyor. İlginç bir şekilde, bu ihaleler konsorsiyumlar arasında adeta 'al gülüm, ver gülüm' anlayışıyla dağıtılıyor.
Ama ihaleler nedeniyle yargılanan biziz! Bu konuda suç duyurusunda bulunduk. Ancak Bakanlık dosyalarımıza el koydu.
Söz konusu dosya da el konulan 33 dosyanın arasında. 2017'de ihale edilen bu yedi hattın inşaatları başladıktan bir yıl bile geçmeden, kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle iptal süreci başladı. Rahmetli Kadir Topbaş'ın görevinden ayrılmasının ardından Mevlüt Uysal göreve geldi.
İlk hamlelerinden biri, üç hattın ödenek yetersizliği nedeniyle zaten durmuş olduğu bu projelerle ilgili oldu."KİRAZLI-
HALKALI HATTI İDDİALARI
İmamoğlu, iddianamede yer alan Metro yatırımları ve Kirazlı-Halkalı ihalesine ilişkin de konuştu. 2019-2026 yılının sonu itibarıyla 105 kilometre metroyu yaptıklarını ve parasını ödediklerini belirterek, "Gurur duyuyorum. Merkezi idare bizde değil.
Kamu kaynaklarından bir lira alamadık. Tamamını ayağa kaldırdık. Hani diyorlar ya merkezi idare, yerel idare aynı olmazsa iş yapamaz.
Alın size örneği" dedi. İddianamenin, "rüşvet anlaşmasının kendisi tarafından yapılmadığını" yazdığını ifade eden İmamoğlu, şunları söyledi: "Anlaşmayı yapan ben değilim. Bunu ben söylemiyorum, iddianame söylüyor ama ceza yine sana kesiyoruz deniyor.
%7'nin bütün dayanağı duyum. İspat edecek hali olmayan izlenimler, duyumlar, hattın adı yanlış bir duyum, okunmamış bir eylem. Devletin kendi kurumu 'Borcu yok' diyor, bilirkişi 'Borcu var' diyor.
Devletin belgesi bir yanda, bilirkişi düşüncesi öbür yanda. Resmi Gazete'de ilan edilmiş bir rakam nasıl sızdırılır? İhale iptal edildi, yeniden yapıldı, kamuya yarım milyar para kazandırıldı.
Millet kazandı ve o kazanç yüzünden yargılanıyorum. Benim örgütüm bir ihaleden rüşvet alacakmış, sonra o ihaleyi kendisi iptal etmiş, işi yeniden ihale etmiş, daha ucuza vermiş, kamuya yarım milyar kazandırmış. Böyle bir suç örgütü dünyada görülmemiştir!
Üçünde de kamunun kasasından kimsenin cebine tek kuruş girmemiştir. Üçünde de kamu kazanmıştır. Üçünde de suçlanan, kamuyu kazandıran olmuştur."155
EYLEMLE İLGİLİ
AÇIKLAMALARİmamoğlu, iddianamedeki 155 eylemle ilgili iddialara da yanıt verdi. İlk iddianamede 143 eylem isnat edildiğini belirten İmamoğlu, "Yetmedi bir ek iddianameyle 12 eylem daha eklendi. Bu sayı neden bu kadar büyük?
Suç çok olduğu için değil; İstanbul'da yaptığımız her iş tek tek suç dosyasına konduğu için. Her ihale bir eylem oldu. Her imar kararı bir eylem oldu.
Her konser, her festival, parka dikilen her fidan bir eylem oldu. Delil var mı? Yok.
Belge var mı? Yok. Para izi var mı?
Yok. Bana ulaşan tek bir kuruş var mı? Yok.
Ne var? İtirafçılar var, beyanları var. Beyan, beyan, beyan…
Duyum. Her eylemin sonunda aynı iki kelime: 'Örgüt lideri.' Delilin yerine bu iki kelime yazılmış. Amaç ispat değil, amaç sayı" ifadelerini kullandı.Ekrem İmamoğlu, 155 eylemin 69'unun "rüşvetle irtikap" suçunu içerdiğini belirterek, şunları söyledi: "'Rüşvet' dediler, peki kimin cebine para girdi, kim zenginleşti?
Yok. Hangi para hangi hesaba gitti? Yok.
Dosyada bunun tek bir belgesi var mı? Yok. Tek bir banka kaydı var mı?
Yok. Dosyada ne var? Kreş var, okul var, cami var, yurt var, spor tesisi var, otopark var, cemevi var, kamu binası var, restore edilen tarihi yapılar var, parklar var…
Hiçbiri bir kişinin cebine girmedi. Kreş yaptıran rüşvetçi! Böyle bir rüşvet dünyada görülmüş müdür?
Bu dosyada rüşvet diye anlatılan şey kentin kazanımı; kişisel menfaat yok, kamu yararı var. Ekrem yapınca haram, adı irtikap; başkası yapınca helal. Özeti bu!
Özeti bu! Bu dosyada belediyenin zorladığı tek bir kişi var mı? Yok.
Peki bu dosyada zorlanan hiç kimse yok mu? Var. Ama zorlayan belediye değil. Zorlama bu davanın içinde, bu soruşturma sürecinde yapılıyor.""SIRF
BANA HAKKINI HELAL ETTİĞİ İÇİN TUTUKLAMA
İSTENDİ"Ekrem İmamoğlu, bu salonda sırf kedisine "hakkını helal ettiği" için bir sanığa tutuklama talep edildiğini belirterek, "Ben, 'Hakkını helal et' dedim de 'Helal olsun' dedi diye. Savcı tutuklama talep etti. Tutuklanmadı, sonraki gün gelerek ek ifade verdi.
İlaçlarımı kullanmamıştım, hakkımı helal etmiyorum' dedi. Dava sürerken görüşmeye çağrılıp ifadenin arkasında dur denilenler var. Korkutmak, baskı yapmak, istediğini zorla söyletmek; zorlama buysa, sadece bu dosyada zorlama var" ifadelerini kullandı.
İddianamedeki 155 eylemin 9'unun "aklama" suçunu içerdiğini söyleyen İmamoğlu, "Hangi suçtan gelen hangi para aklamışım? Tek bir dosyada yok. Kendi şirketimizin çalışanlarına ev satmışız, ev aklaması de!
Ben en az 40'a yakın insana, kendi şirketimde çalışanıma ev verdim. 1992'den 2026'ya kadar en az 40'a yakın çalışanıma ev verdim. Evet, daha ucuz verdim.
Ödeme kolaylığı yaptım. Bizim elimizde tapu var, noter var, dekont var; onların elinde birtakım 'aklama' diye bir söz var. Başka hiçbir şey yok" diye konuştu."HANGİ DELİLİ GİZLEMİŞİM?"İmamoğlu, 155 eylemin dördünün "suç delillerini gizleme" suçunu içerdiğini de aktararak, şunları kaydetti: "Hangi delili gizlemişim?
Nasıl gizlemişim? Belli değil. Dosyaya kendi koydukları baz kayıtları avukatımın orada olmadığını gösteriyor.
Yalanı kendi delilleri ortaya çıkardı. Kullanmadığım eski telefonuma gizlenen delil dediler. Burada insanlar bir telefon yüzünden aylarca hapis yattı.
Bir telefon ya! Savcılık makamı alıp da bu telefonla ilgili bir evrak yollamadı buraya. Bu insanlar boşuna yatmasın.
Ne varmış benim telefonumda? Bir belediye başkanına bu kadar çok, bu kadar farklı suçlama neden yöneltilir? Bunun hukuki bir açıklaması yok, açıklaması net olarak siyasidir.
Metro ve tramvay için alınan krediyle dolandırıcılık olmuş. O raylarda bugün milyonlarca İstanbullu yolculuk ediyor. Devletin izniyle, valilik protokolüyle işleyen bir maden sahası milyarlarca liralık suç geliri olmuş.
Ceza Kanunu'nda adı olan neredeyse her suç bu dosyaya konmuş. Orman Kanunu'na muhalefet, Allah'ım ya! Burada yargılanan benim eylemlerim değil, İstanbul'un seçtiği yönetimin bütün icraatıdır.
O yönetimi seçen milletin iradesidir. Bu dosyada sayı çok, delil yok, belge yok, ispat yok. 2019'da cirosu 412 milyon lira olan bir şirket 9,7 milyara çıktı.
Sayıştay denetimlerinden tertemiz geçti. Türkiye'nin en büyük 500 şirketi arasına girdi. Aktif tedarikçi sayısını artırdı, rekabeti büyüttü, kurumsal kapasitesini katladı.""AĞAÇ
AŞ'Yİ KAR EDEN ŞİRKET HALİNE
GETİRDİK"Ekrem İmamoğlu, bir suç örgütünün kullandığı şirketi batıracağını ifade ederek, "Biz Ağaç AŞ'yi Türkiye'nin ilk 500'üne, kar eden bir şirket haline getirdik. Ağaç AŞ içinde önümüzde 12 tane eylem kondu. Bu 12 eylemin her birini şirketin yöneticileri bu salonda tek tek çürüttü.
MASAK raporlarında açık hesaplama hataları gösterildi. Birbirine zorla bağlanan telefon kayıtlarının HTS yorumlarının nasıl kurulduğu gösterildi. 16 milyon İstanbullu kışın ortasında yollarda mağdur edilmedi.
Bu kadrolar, dünyanın en zor kışla mücadele operasyonlarından birini eksiksiz yönetti. Bu bürokratlar en ufak bir aksaklıkta yüklenici firmalara milyonlarca lira ceza kesti. Kamunun hakkını kuruşu kuruşuna korudu" diye konuştu."ORTADA
TIKIR TIKIR İŞLEMİŞ BİR HİZMET
VAR"İhalelerin Sayıştay denetiminden geçtiğini anlatan İmamoğlu, "Ortada tıkır tıkır işlemiş bir hizmet var. Yükleniciye ceza kesen bir idare var ama karşımıza kamu zararı ve örgüt iftirasıyla çıkıldı" dedi.KİPTAŞ'ta ilk kez halka açık canlı yayınlanan müzayedeler yapıldığını, sosyal konut kuralarının noter huzurunda canlı yayınla çekildiğini anlatan İmamoğlu,"Kurayı noter huzurunda çeken, müzayedeyi canlı yayınlayan bir örgüt…
Dünyada böyle bir suç örgütü yoktur. Üç ilçede, 25 ayrı bölgede 2 bin 519 riskli yapı dönüştürüldü. Yaklaşık 11 bin insanın hayatına doğrudan dokunuldu.
Bir deprem şehrinde 11 bin insanı riskli binadan çıkartıp güvenli evine kavuşturmanın suçuysa, o suçu her gün işleriz. AK Parti döneminde zarar eden bu iki şirketin ayağa kaldırıldığı, kar eden kurumlar haline geldiği görüldü. Gerçekleşmiş, yerine getirilmiş, konser verilmiş, kıraathanesi kurulmuş işlerin toplam bedelinin kamu zararı diye görüldüğü, kamu zararı diye yazıldığı görüldü.
Aylarca manşetlere taşındı. Günlerce üzerinde tepinildi. Yol arkadaşım lekelendi ve ne yazık ki lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi yerle bir edildi.""30
YILDIR BÖYLE YAPILIYOR AMA BİZ
YARGILANIYORUZ"Bu iddianamenin, İstanbul'daki billboard'ların Kültür AŞ, Medya AŞ tarafından işletilmesini bir suç gibi anlattığını, oysa billboardların belediye şirketleri eliyle işletilmesinin yeni olmadığını, 1994'ten bu yana uygulandığını söyleyen Ekrem İmamoğlu, "Yıl 1994, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan.
Billboard ve infoboard'ların işletilmesi için bir ihale yapılıyor. İhale belgelerine, özel kişi ya da şirketlere işletilmesi halinde keyfi uygulamalar olabileceği, belediye şirketlerinden birinin işletici olması durumunda ise ihalenin yararının olacağı gerekçesi yazılıyor. Yani 30 yıldır böyle yapılıyor, ama biz yaptık diye yargılanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Ekrem İmamoğlu savunmasında ikinci günü de tamamladı, beyanlarına yarın devam edecek.




